SEVDIGIM SIIRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SEVDIGIM SIIRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mart 14, 2009

ÖMRÜMDE SÜKUT1

Cingiraksiz, rehbersiz deve kervani nasil,
Ipekli mallarini kimseye göstermeden,
Sonu gelmez kumlara uzanirsa muttasil,
Ömrüm öyle esrarli gececek ses vermeden.

Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika,
Bir buz parcasi gibi kendinden eriyecek.
Semada yildizlardan, yerde kurtlardan baska,
Yasayip öldügümü kimseler bilmeyecek!

CAHIT SITKI TARANCI

BENZEMEZLER

Benzemezler insan dostlarima
Agaclar gölgesini esirgemez
Günes köpekten daha sadik
Dizlerime sicrar, ellerimi isirir,
Karsilik beklemeden.
Hele kuslar!
Avcilara bile kin beslemezler.

OKTAY RIFAT

ADSIZ

Üzmesin seni karsiliksiz Sevgiler!
Bagrina tas basarsin acilar bir gün diner
Giden gitsin aldirma yanginlar da söner.
Sakin bakma ardina krallar önde gider.

? ( maalesef kime ait oldugunu tam bilmiyorum. Meshur birine ait eminim bir zaman okumustum. Bilen varsa lütfen sahibini haber versin. Cok memnun olacagim... )

IKIMIZ

Biz ikimiz birbirimiz icin vardik
Biz ikimiz hep ayni günesle yandik
Ama hep ayri dallarda sarardik...
Biz ikimiz hep ayni geceyle karardik
Ama hep ayri yalnizliklari paylastik...
Biz ikimiz hep ayni denizde dalgaydik
Fakat hep farkli kiyilara carptik...

MINE KIRMAL ( Bir gazetede tesadüfen okuyup not aldigim bir siir )

SAFAHAT ( Süleymaniye Kürsüsünde )

....................
Bu sizin aglamaniz benzedi birdigerine:
Endülüs taci elinden alinan bahti kara,
Savusurken, o güzel mülkü verip agyara,
Tirmanir bir kayanin sirtina etrafa bakar,
Birakip cennet gibi zümrüt ovalar,
Baslar aglatmaya bicareyi hüngür hüngür!
Karsidan Valide Sultan bunu pek hakli görür,
Der ki: " Carpismadin erkek gibi düsmanlarla;
Simdi, hic yoksa, kadinlar gibi olsun agla!

MEHMET AKIF ERSOY

IYI OLDU GELMEDIGIN

" Sende sevgisizligi sevdim,
" iyi oldu gelmedigin "

Bu yol korkaklar icin degildir
Iiyi oldu gelmedigin
Bu sulardan her babayigit icemez
Bu köprüden her benim diyen gecemez,
Iyi oldu gelmedigin

Yumusacik yürek gerek,
Sevgi kadar derin gözler,
Inancli bir bilek gerek
iyi oldu gelmedigin.

Sen, bilindik kiyilarin sig sularindan
Acilmadan yasarsin.
Sen, okyanus mavisine uzaklardan
bakarsin,
Biz, yürüyemeyecegin kadar uzak,
Düsleyemeyecegin kadar renkli,
Ve berrak bir ülkeye birlikte
gidemezdik.

Sen, acik denizlerden habersiz bir balik,
Yalcin tepelerden uzak bir martisin.
Sen, benim icin korkak,
Herkes icin heryerdeki insansin
Iyi oldu gelmedigin.

Alinmani istemem
Darilman üzer beni,
Sana yalan söyleyemem.
Tabii, hep sevdim seni,
Sende sig sulari, sende martilari,
Acik denizden habersiz baliklari,
Siradan insanlari.

Gecemeyecegin köprüleri,
Düsleyemeyecegin mavileri
Sende korkakligi sevdim.

Sende sevgisizligi sevdim.
Iyi oldu gelmedigin.

KORHAN ABAY

SAFAHAT ( Süleymaniye Kürsüsünde )

............
Demeden saskini yagmur gibi islatti Haci!
Ne tuhaftir ki: Zuhur etmedi bir davaci.
Etse zaten ne cikar? Hak zipirindir; yalniz,
Dövülen mahkemelerden kovulur cünkü ciliz!
Birde Istanbul´a geldim ki: Bütün carsi pazar
Naradan calkalaniyor! Öyle ya... Hürriyet var!
Galeyan geldimi, mantik savusurmus... Dogru:
Vardi aklindan o gün her kimi gördümse zoru.
Kimse farkinda degil, anlasilan yaptiginin;
Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kizgin.
Sanki zincirdekiler hep bosanip zincirden,
Yikivermis de timarhaneyi cikmis birden!
Yedisinden tutarak ta yetmisine!
Eli bayrakli alaylar yürüyor dört keceli;
En agirbaslisinin bir zili eksik, belli!
Ötüyor her tasin üstünde birer dilli düdük.
Dinliyor kaplamis etrafini yüzlerce hödük!
Kim ne söylerse, hemen el vurup alkislanacak...

MEHMET AKIF ERSOY

Cuma, Mart 13, 2009

YOL DÜSÜNCESI

Bu defa farkina vardim ki ihtiyarlamisim.
Hayati bir camin ardinda gösteren tilsim
Bozulmus, anliyorum, ciktigim seyahatle.
Cihan ve ben degiliz artik eski halette.
Misir ve Suriye, pek genc iken hayalimdi;
O ülkekerde gezerken kayidsizim simdi.
Bu gözlerim, medeniyetlerin biraktigini,
Bes on yil önce, görür müydü, böyle tas yigini?
Bugünse yeryüzü hep madde, her ufuk maddi.
Demek ki alemin artik göründü serhaddi.

Ne Akdeniz´de safaklar, ne cölde aksamlar,
Ne görmek istedigim Nil, ne köhne Ehramlar,
Ne Balebek´te latin devrinin harabeleri.
Ne Biblos´un Adonis´den kalan sihirli yeri,
Ne portakallari sarkan bu ihtisamli diyar,
Ne gül, ne lale, ne zambak, ne muz, ne hurma ve nar

Ne Sam semasini Yalel´le dolduran sarki,
Ne Zahle´nin üzümünden cekilmis eski raki
Felekten özledigim zevki verdiler, heyhat!
Bu hali, yasta degil, basta farzeden bir zat
Diyordu" Insana carmihta haz verir iman! "
Dedim ki: " Isa´da genc imis o zaman "

Eger mezarda, safak sökmeyen o zindanda
Ceset cürür ve tahayyül kalirsa insanda,
- Cihan vatandan ibaretztir, itikadimca-
Budur ölümde benim cercevem, muradimca;
Vatan sehirleri karsimda her saat bir bir
Fetihler ufku Tekirdag ve sevdigim Izmir;
Serefli kubbeler iklimi, Marmara´yla Bogaz;
Üzerlerinde bulutsuz ve bitmeyen bir yaz
Bütün eserlerimiz, halkimiz ve askerimiz;
Birer birer görünen anli sanli cedlerimiz
Icimde dalgali Tekbir´i en güzel dinin
Zaman zamanda" Neva- Kar´i "dogsun Itri´nin
Ölüm yabanci bir alemde bir geceyse bile,
Tahayyülümde vatan kalsin eski haliyle

YAHYA KEMAL BEYATLI

Çarşamba, Mart 11, 2009

HATIRALAR

Bu tatsiz aksam saatinde,
Görünmez kanatlarinizla,
Cama vurmayin hatiralar.

Sessizlige doymadigim
O eski saatleri, yeni
Bastan kurmayin hatiralar.

Suda yildizlara uyarak,
Sizde uzaktan, bir cakip bir
Sönüp durmayin hatiralar.

Bu tatsiz aksam saatinde,
Basimda pervaneler gibi
Dönüp durmayin hatiralar...

CAHIT SITKI TARANCI

KIS GÜNESI

Yatan iki ölüdür yanyana dünle yarin,
Aclik, ölüm kolkola gezen iki kardestir.
Günes, rengi topraga calanbir ihtiyarin
Küllenmis mangalinda parlayan tek atestir.

FARUK NAFIZ CAMLIBEL

MELEK

Annesi dün Zeynebe:
" Melek yavrum " diyordu,
Isitince bu sözü
Kiz merak etti, sordu:

- Melek yavrum ne demek?
Dogrusu anlamadim.
Melek kanatli olur;
Hani benim kanadim?

Cevap verdi annesi:
- Üc yavrum daha vardi,
Onlar kanatlanarak
Elimden ucmuslardi.

Hepsi yalniz birakti,
Bu talihsiz kadini,
Bari sen ucma diye
Kopardim kanadini!

FARUK NAFIZ CAMLIBEL

VERASET

Ninem bes yüz altina satilmis bir esirdi,
Dedem bes yüz altini sayan bir derebeyi:
Köpek kani, kurtkani birbirine girdi,
Ikisinden cikti bir kurtköpegi.

Iki zit cevheri var nabzimda vuran kanin,
Biri elpence divan duran, öteki durduranin.
Duygum sana taparken, düsüncem bir hayvanin
Sirtinda bir kadinlaasar karsi tepeyi!

Ben ninemden muhabbet, dedemden kin almisim,
Cini bir kase kadar, baskadir icim, disim,
Elini öpmek icin yalvarsa da bakisim
Isir diye tepinir gözlerimin bebegi.

FARUK NAFIZ CAMLIBEL

Salı, Şubat 10, 2009

OTUZ BES YAS

Yas otuz bes! Yolun yarisi eder.
Dante gibi ortasindayiz ömrün.
Delikanli cagimizdaki cevher,
Yalvarmak yakarmak nafile bugün,
Gözünün yasina bakmadan gider.

Sakaklarima kar mi yagdi ne var?
Benim mi Allahim bu cizgili yüz?
Ya gözler altindaki mor halkalar?
Neden böyle düsman görünürsünüz,
Yillar yili dost bildigim aynalar?

Zamanla nasil degisiyor insan?
Hangi resmime baksam ben degilim.
Nerde o günler o sevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben degilim;
Yalandir kaygisiz oldugum yalan.

Hayal meyal seylerden ilk askimiz;
Hatirasi bile yabanci gelir.
Hayata beraber basladigimiz
Dostlarla da yollar ayrildi bir bir;
Gittikce artiyor yalnizligimiz.

Gökyüzünün baska rengi de varmis!
Gec fark ettim tasin sert oldugunu.
Su insani bogar, ates yakarmis!
Her dogan günün bir dert oldugunu,
Insan bu yasa gelince anlarmis.

Ayva sari nar kirmizi Sonbahar!
Her yil biraz daha benimsedigim.
Ne dönüp duruyor havada kuslar?
Nerden cikti bu cenaze? Ölen kim?
Bu kacinci bahce gördüm tarumar?

N ´ylersin ölüm herkesin basinda.
Uyudun uyanamadin olacak.
Kimbilir nerde, nasil, kac yasinda?
Bir namazlik saltanatin olacak.
Taht misali o musalla tasinda.

( Ülkü, 16.12.1945 Yaratis, 1.3.1946 )
CAHIT SITKI TARANCI

BIR KAPI ACIP GITSEM

Ben bu dünyaya yalnis gelmis olacagim ben,
Ben öyle her insandan, okadar uzagim ben.
Yine bu gözlerimdir oksanacak sey arar,
Yoksa icimde baska bir dünya hasreti var.

Uyanir gibi birden bir korkulu rüyadan,
-O icimden sevdigim, benim olan dünyadan
Bir ses bana: " Gel! " dese, ben o sesi isitsem;
-Kimsecikler duymadan bir kapi acip gitsem!

CAHIT SITKI TARANCI

Pazartesi, Şubat 09, 2009

HAN DUVARLARI

Yagiz atlar kisnedi, mesin kirbac sakladi,
Bir dakika araba yerinde durakladi.
Neden sonra sarsildi altimda demir yaylar,
Gözlerimin önünden gecti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümde duya duya,
Ulukisla yolundan Orta Anadolu´ya.
Ilk sevgiye benzeyen ilk aci, ilk ayrilik!
Yüregimin yaktigi atesle hava ilik,
Gök sari, toprak sari, ciplak agaclar sari...
Arkada zincirlenen yüksek Toros daglari,
Önde uzun bir kisin soldurdugu etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
Ellerim takilirken rüzgarlarin sacina
Asildi arabamiz bir dagin yamacina.
Her tarafta yükseklik her tarafta issizlik,
Yalniz arabacinin dudaginda bir islik!
Bu islikla uzayan, dönen, kivrilan yollar,
Uykuya varmis gibi görünen yilan yollar
Basini kaldirarak boslugu dinliyordu,
Gökler bulutlaniyor, rüzgar serinliyordu.
Serpilmeye basladi bir yagmur ince ince,
Son yokus noktasindan düzlüge cevrilince.


Nihayetsiz bir ova benzimizi,
Yollar bir serit gibi ufka bagladi bizi.
Gurbet beni muttasil cekiyordu kendine,
Yol, hep yol, daima yol... Bitmiyor düzlük yine.
Ne civarda bir köy var,ne bir evin hayali,
Sonun ademdir diyorinsana yolun hali.
Ara sira geciyor bir atli, iki yayan,
Bozuk düzen taslarin üstünde tikirdayan
Tekerlekler yollara bir seyler anlatiyor,
Uzun yollar bu sesten silkinerek yatiyor...
Kendimi kaptirarak tekerlegin sesine
Uzanmisim, kalmisim yaylinin siltesine.

Bir sarsinti... Uyandim uzun süren uykudan,
Geciyordu araba yola benzer bir sudan.
Karsida hisar gibi Nigde yükseliyordu,
Sag taraftan cingirak sesleri geliyordu:
Agir agir önümden gecti deve kervani,
Bir kenarda göründü beldenin viran hani.
Alaca bir karanlik sarmadayken her yeri
Atlarimiz cözüldü, girdik handan iceri.
Bir deva bulmak icin bagrindaki yaraya
Toplanmisti garipler simdi kervansaraya.
Bir noktada birlesmis vatanin dört bucagi,
Gurbet ceken gönüller kusatmisti ocagi.
Bir parilti gördü mü gözler hemen daliyor,
Sisesi is baglamis bir lambanin isigi,
Her yüze ciziyordu bir hüzün kirisigi.
Gitgide birer ayet gibi derinlestiler
Yüzlerdeki cizgiler, gözlerdeki cizgiler...
Yatagimin yaninda esmer bir duvar vardi,
Üstünde yazilarla hatlar karismislardi:
Fani bir iz birakmis burda yatmissa kimler,
Aygin baygin maniler, acik sacik resimler...

Uykuya varmak icin bu hazin günde, erken,
Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
Birdenbire kipkizil birkac satirla yandi,
Bu dört misra degildi,sanki dört damla kandi.
Ben garip cizgilerle ugrasirken basbasa
Raslamistim duvarda bir sair arkadasa:

On yil var ayriyim Kinadagi´ndan
Baba ocagindan, yar kucagindan
Bir cicek dermeden sevgi bagindan
Huduttan hududa atilmisim ben

Altinda da bir tarih: Sekiz Mart otuz yedi...
Gözüm imza yerinde baska bir ad görmedi.
Artik bahtin aciktir, uzun etme, arkadas!
Ne hudut kaldi bugün, ne askerlik, ne savas;
Araya gitti diye iclenme baharina,
Huduttan götürdügün san yetisir yarina!..

Ertesi gün basladi gün dogmadan yolculuk,
Soguk bir mart sabahi... Buz tutuyor her soluk.
Ufku tutusturmadan fecrin ilk alevleri
Arkamizda kaliyor sehrin kenar evleri.
Bulutlarin ardinda gün yanmadan sönüyor,
Höyükler bir dag gibi uzaktan görünüyor...
Yanimizdan geciyor agir agir kervanlar,
Bir derebeyi gibi kurulmus eski hanlar.
Biz bu sonsuz yollarda variyoruz, gitgide,
Iki dag ortasinda bogulan bir gecide.
Siki bir poyraz beni titretirken icimden
Gecidi atlayinca sasidim sevincimden:
Ardimdakalan yerler anlasirken baharla,
Önümdeki arazi örtülü simdi karla.
Bu gecit sanki yazdan kisi ayiriyordu,
Burada son firtina son dali kiriyordu.

Yaylimiz tüketirken yollariayni hizla
Savrulmaya basladi karlar etrafimizda.
Karlar etrafi beyaz bir karanliga gömdü,
Kar degil, gökyüzünden yagan beyaz ölümdü...
Gönlümde can verirken köye varmak emeli
Arabaci haykirdi: " iste Arapli Beli! "
Tanri yardimci olsun gayri yolda kalana,
Biz menzile vararak atlari cektik hana.

Bizden evvel buraya inen üc dört arkadas
Kurmustular tutusan ocaga karsi bagdas.
Citirdayan calilar dört cana can katiyor,
Kimi haydut kimi kurt masali anlatiyor...
Gözlerime cökerken agir uyku sisleri
Cicekliyor duvari ocagin akisleri.
Bu akisle duvarda cizgiler beliriyor,
Kalbime ates gibi su satirlar giriyor:

Gönlümü cekse de yarin hayali
Asmaya kudretimyetmez cibali
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Rüzgarin önüne katilmisim ben


Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk acikti,
Günesli bir havada yaylimiz yola cikti...
Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üc mevsim degismis görüyordum üc günde.
Uzun bir yolculuktan sonra Incesu´daydik,
Bir handa,yorgun argin, tatli bir uykudaydik.
Gün dogarken bir ölüm rüyasiyla uyandim,
Basucumda gördügüm su satirlarla yandim!

Garibim, namima Kerem diyorlar
Asli´mi el almis, harem diyorlar
Hastayim, derdime verem diyorlar
Marasli Seyhoglu Satilmis´im ben

Bir kitabe kokusu duyuluyor yazinda,
Korkarim, yaya kaldin bu gurbet cikmazinda.
Ey MarasliSeyhoglu, evliyalar adagi!
Bahtina lanet olsun asmadinsa bu dagi.
Az degildir varmadan senin gibi yurduna,
Post verenler yabanin hayduduna, kurduna!..
Arabamiz tutarken Erciyes´in yolunu:
" Hanci, dedim, bildin mi Marasli Seyhoglu´nu?"
Gözleri uzun uzun burkuldu kaldi bende,
Dedi:
- Hana sag indi,ölü cikti gecende!

Yasaran gözlerimde her sey artik degisti,
Bizim garip Seyhoglu buradan gecmemisti...
Gönlümü Marasli´nin yakti kara haberi.

Aradan yillar gecti, iste o günden beri
Ne zaman yolda bir hana raslasam irkilirim.
Cünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim,
Ey köyleri hududa baglayan yasli yollar,
Dönmeyen yolculara aglayan yasli yollar!
Ey garipcizgilerle dolu han duvarlari,
Ey hanlarin gönlümü sizlatan duvarlari...

FARUK NAFIZ CAMLIBEL

  • Ben ne yazikki sairin ifade ettigi böyle bir yolculuklarin yapildigi bir nesle ait degilim. Benim neslim de hatirladigim en eski yolcuklar otobüslerle yapilirdi. Yanliz alilemle yapmis oldugumuz memleket ziyaretleriyle bu siirde anlatilan gaz lambasinin yüzlerde biraktigi izleri, sobalarin isinirken cidirdayan cali sesleri, evlerin arka bahcelerinde büyük kara kazanlarda cali cirpiyla pisen yemeklerin koku ve tatlarini az da olsa yasamis olan bir nesle aitim.
  • Biliyor musunuz simdi yurtdisinda yasiyorum ama yasadiklarimi eskilerin deyimiyle bir kese altina bile degismem. Cok yazik simdiki sehirli nesiller bunlari yasayamiyor.
    •  
      Daisypath Anniversary tickers